DünyaGüncelMakaleler

DÜNYA | Gelecek 11 Kuşağın Yoksulluğu ve Kolombiya Halkının Öfkesi

"Kolombiya’daki eylemciler 100’den fazla talebi var ve polis şiddetinin son bulmasının yanında GSYİH’nin % 6’sına mal olacak 20 milyon kişi için temel gelir programı başlatılmasını talep ederken, yoksul halkın, polisin ve zengin kesimin tepkileri de sınıfsal karakterlere uygun olarak yaşanıyor"

Kolombiya’da, 28 Nisan’da vergi reformuna karşı başlayan isyanın açığa çıkarttıkları ve bu isyanda her geçen gün şiddetin büyümesine neden olan toplumsal koşullar sömürülen her ülkedeki benzerliklerle ciddi bir uyum içerisinde.

50 yıllık silahlı mücadele geleneği, toplumsal – sınıfsal derin uçurumlar, dünyanın en kaliteli kahvesinin bu topraklarda yetiştirilmesine karşın kaliteli bir yudum kahveye bile erişemeyen halk gerçekliği, her yıl polis kurşunuyla öldürülen insanların istatistikleri, militarizasyon, devletin silahlı mücadeleye karşı giriştiği saldırganlıkla yerlerinden zorla göç ettirilen en az 7 milyon insan, öldürülen 260 bin kişi, 2016 yılında FARC’ın silahsızlanması anlaşması, büyüyen umutlar ve bunun yine hemen arkasından polis şiddetindeki artışla halkın gerçeğe dönüşü, sadece pandemi sürecinde aşırı yoksulluk içinde yaşayanların sayısının 2.8 milyon kişi artması, pandemi nedeniyle ölümü en yoksulların en zenginlere kıyasla 10 kat daha fazla yaşaması…

Kapitalist sömürü ve yağma düzeni dünya halklarının yaşadıklarını, çektikleri çileyi her gün biraz daha fazla ortaklaştırıyor. Coğrafyanın kader olup olmadığı bir yana dünyanın neresinde olursa olsun her isyan, sömürü düzeninden kurtuluş ve özgürlüğün şiddetle ne kadar iç içe geçtiğini yeniden ve yeniden öğretiyor.

***

Kolombiya Başkanı Iván Duque’nin önerdiği vergi reformu tasarısına yanıt olarak 28 Nisan’da başlayan protestolar, 2 Mayıs’ta tasarının geri çekilmesine ve Maliye Bakanı Alberto Carrasquilla’nın ertesi gün istifa etmesine rağmen, devam ediyor.

13 Mayıs’ta Dışişleri Bakanı Claudia Blum’un, hükümetin protestolara yaklaşımı nedeniyle dış ülkelerden gelen eleştiriler üzerine istifa etmesi de halkın kabaran öfkesini dindirmeye yetmedi.

Ülkenin ikinci en büyük şehri olan Cali’nin doğusuna doğru, büyük bir kavşak olan Puerto Rellena eylemciler tarafından ele geçirildi ve buraya “Puerto Resistencia” (Direniş Limanı) adı verildi. El koyulan araçlarla çevrili alanda şenlik ateşleri yakılı, rap müziği eşliğinde polisle çatışmalarda yaralananların onuruna dans ediliyor ve mumlar yakılıyor. İki çocuk annesi Blanca Cortés, “Yolsuzluktan bıktığımız için buradayız, mücadele etmekten yorulduk, fakir olmaktan yorulduk” diyor.

Mayıs ayının ortasındaki verilere göre en az 51 kişi yaşamını yitirdi ve bunlardan 43’ü doğrudan polis kurşunu ve 1 kişi ise sivil giyimli faşist bir grup tarafından vurularak öldürüldü. Şu ana kadar, onlarca disiplin soruşturması başlatıldı ve üç polis memuru cinayetle suçlanıyor. Aynı dönemde İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün verilerine göre en az 16 kişi öldü ve hükümet açıklamalarına göreyse halktan 740 kişi ve polislerden de 850’si yaralandı.

Kolombiya halkının sokağa taşmasına neden olan vergi yasasının geri çekilmiş olmasın rağmen milyonlarca insanın eylemlerine devam etmesinin arka planında ise birincil olarak ekonomik nedenler, derin sınıfsal farklılıklar yer alıyor.

2000’lerin başından bu yana Kolombiya’daki iyi büyümeye rağmen, eşitsizlik hala yüksek. Ekonomist’in aktardığına göre OECD, mevcut gelişme hızında, yoksul bir Kolombiyalı’nın soyundan gelenlerin ortalama gelire ulaşmasının 11 nesil alacağını tahmin ediyor. Salgın ve uzun süreli kapanmalar sorunları daha da kötüleştirdi.

Geçen yıl ekonomi % 6 küçüldü ve hükümetin bütçe açığı üçe katlanarak GSYİH’nin yaklaşık % 8’ine ulaştı. Yaklaşık 2,8 milyon insan aşırı yoksullaştı (aşırı yoksulluk sınırında yer alanlar ayda 145.000 pesodan az veya 38 dolardan az para kazanıyor).1

Bir düşünce kuruluşu olan International Crisis Group (ICG) araştırmacısı Elizabeth Dickinson, protestoların neden bu kadar güçlü bir şekilde kök saldığının temel dinamiklerinden birini ise, “siyaset kurumu ile sokak arasında muazzam bir uçurum olması”na bağlamıştı. Dickinson hükümet ile halkın arasındaki farklılığı “Neredeyse iki farklı gezegendeler ve birbirlerinin yanından geçiyorlar.” diye betimlemişti…

2021 Nisan sonunda başlayan bu eylemler, 2019 Eylül’ünde başlayan eylemlerin özü ve talepleri itibariyle de bir devam niteliğinde görünüyor.

Kolombiya’nın başkenti Bogota’da polis, taksi şoförü ve iki çocuk babası Javier Ordóñez’i sokakta alkol aldığı gerekçesiyle 9 Eylül tarihinde gözaltına aldı. Ana ilişkin viral olan bir video, iki polisin onu yakaladığını ve biri dizini Ordóñez’in sırtına dayadığını ve kalçalarına sertçe vurduğunu gösteriyor. Polisler işkencenin devamında çekimleri durdurdu, ancak görgü tanıkları Ordóñez’in en yakın polis karakoluna götürüldüğünde baygın olduğunu söyledi. Ordóñez, saatler sonra öldü.

Polisin Ordóñez’i katletmesinin ardından başlayan eylemler, binlerce kişinin daha iyi ücret ve yüksek öğrenim hakkına erişebilmek için sokaklara çıktığı eylemlere dönüştü. Bugün ise Kolombiya’da yoksulluk bir yandan büyürken gençliğin güvencesizliği de ciddi düzeylere varmış durumda.

Pandeminin ortaya çıkmasından önce bile, 20-24 yaş arasındaki gençlerin % 28’i ne işe alınmış ne de bir okulda veya üniversitede okuyordu. Bu açıdan, eylemcilerin çoğunun genç olması ve Başkan Duque’nin ‘sol’ kanattan eski rakibi Bay Petro’ya! desteğinin artması şaşırtıcı değil.

Kolombiya’daki eylemciler 100’den fazla talebi var ve polis şiddetinin son bulmasının yanında GSYİH’nin % 6’sına mal olacak 20 milyon kişi için temel gelir programı başlatılmasını talep ederken, yoksul halkın, polisin ve zengin kesimin tepkileri de sınıfsal karakterlere uygun olarak yaşanıyor.

Zenginler polisin kendilerini koruduklarından emin:

Zengin El Peñón mahallesinin sakinleri, şehrin nehrini kaplayan ağaçlarla çevrili bir caddenin kaldırımlarını doldurdu. Havuzlar, spor salonları ve 24 saat özel güvenliğin hazır bulunduğu devasa apartman komplekslerinin gölgelerinde ilerleyen kalabalık, polisin isyanla mücadele biriminde yer alan ve dökülen kanın çoğundan sorumlu tutulan İspanyolca kısaltması Esmad ile bilinen bir grup polisi alkışladı.

Mahallede yaşayan ve bir kırtasiye dükkanı olan Isabel Garcia, “Bizim için yaptıkları onca şeyden sonra, insanlar polise hala inanmıyorlar, ama biz inanıyoruz” dedi.  Başka bir işletme sahibi olan Antonio González, Cartier marka gözlüklerini düzeltti ve şunları söyledi: “Polis ve ordu, bizi mülkümüzü tahrip etmeye ve topluluğumuzu tehdit etmeye gelen protestoculardan ve yerli halktan koruyor.”2

Bu sırada polisin şiddet eylemleri, ertesi gün kaldırımlara dökülen kan izlerinden takip edilebiliyordu.

Eylemlere katılan ve bir hemşire olan İna Reyes, “İşçi sınıfı Kolombiya’nın lokomotifi. Bizi öldürürlerse kendileri için hiçbir şeyleri olmayacak.” dedi ve 27 yaşındaki Steven Ospina, “Yarını kazanmak için bugün kaybetmemiz gerekiyor” diye ekledi. 3

***

Amerika Birleşik Devletleri Kolombiya hükümetine “uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadele” için 30 yılda milyarlarca dolar verdi ve bunların çoğu polise gitti. Bugün ki polis kuvveti, 159.000 kişilik, bu 1990’lardakinin iki katından fazla. 4

Kolombiya’da yankesicilikten soygunlara kadar bildirilen olaylar, son on yılda beş kat arttı. Pandemi sırasında aile içi şiddet raporları, erkek şiddetinin en az % 165 arttığını gösteriyor. Kadınlara ve çocuklara yönelik kaydedilen tecavüz vakaları şimdiye kadarki en yüksek oranda. Anketlere göre başkent Bogota’da yaşayanların beşte dördünden fazlası kendini güvensiz hissediyor…

Escobar, 1993’te öldürüldü. FARC’ın büyük kanadı, 2017’de silahlarını bıraktı. Bu demokratik olanakların açığa çıkartılmasına karşın umudu sahtece besledi. Gerçekte ise polis, şiddet eylemlerini artırırken demokratik muhalefetin yolu Marksistler, halk için hiçbir zaman açılmadı.

Dünyanın geri kalan her yerinde olduğu gibi Kolombiya’da da eylemler artarken devrimci bir örgütün bu eylemlere yönelik etkisi hissedilemiyor.

Lenin’in 4 Mayıs 1901 tarihli ve “Nereden Başlamalı?” başlığı taşıyan makalesinde belirttiği gibi “…Ama maceracı kumarlardan sakınmak niyetinde olan bir siyasi parti, faaliyetlerini, böyle patlamalara ve karışıklıkları beklemeye dayandıramaz. Biz kendi yolumuzda ilerlemeli ve düzenli çalışmamızı sebatla sürdürmeliyiz. Beklenmedik olaylara ne kadar az bel bağlarsak, herhangi bir ‘tarihi dönemeç’ karşısında hazırlıksız yakalanmamız da o kadar imkansız olur.” sözlerine yeniden ve yeniden dönmeliyiz.

Bu sözler bizi, kaçan fırsatlara üzülmeye değil geleceği kazanmak için dünyanın neresinde olursak olalım halkın gerçekliğine dönmeye ve bu gerçekliğe uygun devrimci bir faaliyeti inşa etmeye çağırmaktadır. Nesiller boyunca garantilediğimiz yoksulluk, aksi durumda kendi kendine bizi terk edeceğe benzemiyor.

1: (https://www.economist.com/the-americas/2021/05/22/the-riots-in-colombia-hint-at-deep-problems)

2: https://www.theguardian.com/global-development/2021/may/19/colombia-class-war-cali

3: https://www.theguardian.com/global-development/2021/may/07/colombia-protests-police-covid-poverty-violence

4: https://www.economist.com/the-americas/2020/09/19/why-colombias-militarised-police-need-reform

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu